Tefeyyüzat |  görsel 1

08 07 2015

Baldaki Şifa

 

1937’de Alman araştırmacılar, balın zararlı bakterileri öldürücü tesire sahip olduğunu keşfettiler. Balın tifo, dizanteri gibi on çeşit hastalık mikrobunu öldürdüğü ispatlanmış bir gerçektir.

Buhari ve Müslim’in rivayetine göre, bir sahabe Resulullah’a (asm) gelerek “Ey Allah’ın Resulü kardeşimde ağır bir ishal var diyor, Resulûllah da (asm) ona bal şerbeti içir der. Adam gider söyleneni yapar ve sonra gelir ve kardeşinin iyileşmediğini söyler. Resulûllah (asm), ona yine bal şerbetini içirmesini söyler. Adam tekrar gelir ve yine kardeşim iyileşmedi’ der. Bunun üzerine Resulûllah (asm), Allah doğru söyledi, yalan söyleyen kardeşinin karnıdır’ şeklinde cevap verir. Sonra adam kardeşine bal şerbeti vermeye devam ediyor ve kardeşi iyileşiyor.”

İngilizce yayınlanan Meşhur B M J dergisinin yayınladığı, mide ve barsak iltihabına yakalanan 169 çocukla ilgili bir araştırma sonucuna göre, bal ile tedavi edilen çocukların mide ve barsak iltihaplarından kaynaklanan ishalin 58 saatte iyileştiği diğer bal almayan çocuklarda ise ishallerinin, ancak 93 saat sonra iyileştiği tesbit edilmiştir. Bal, midedeki fazla asitleri aldığı için, mide ve on iki parmak bağırsağında oluşacak yaralara karşı koruyor. Mide gastrit veya ülserine yakalanan insanlara sabah kahvaltısından 1,5 saat önce, akşam yemeğinden 2 saat sonra bir bardak bal şerbeti içirildiğinde mide ağrısını giderdiği gibi mide ve on iki parmak bağırsağındaki yaraları da tedavi ettiği tesbit edilmiştir. Öldürücü hastalıklara karşı insanı koruyan balda bütün mikropların öldüğü; Kanada ve Amerika’da yapılan araştırma ve deneylerle tesbit edilmiştir. Araştırmada, tifo, dizanteri gibi bir kısım mikroplar birkaç saat içinde ölürken, diğer bir kısım mikropların da 4. günde öldüğü tesbit edilmiştir.              

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm Balın ehemmiyetine dikkat çektiği iki Hadis-i Şerifinde şöyle buyurmaktadır:

“Şifa iki şeydendir. Biri Kur’an okumakta, diğeri ise bal şerbeti içmektedir.” (Hâkim, Tıp 4/200)

“Bal şerbetinden daha üstün ilaç bulunamaz.” (C. Sağir, 2/125; F. Kadir, 5/454)

Günümüz araştırma sonuçlarına göre:

* Bilim adamları, arıcılıkla uğraşan insanlarda kanser vakalarının olmamasını, arıcılarda görülen vücut direncine bağlarken bu direncin tam olarak nereden kaynaklandığı konusunda farklı yorumlar getirmişlerdir. Bir kısmı bunu doğrudan arıcıların, garip kimyasal yapıya sahip arı sütü içeren bal yemelerine bağlarken bir kısmını da arı sokmasındaki doğrudan kana karışan zehire bağlamıştır. Her iki halde de vücudun bağışıklık sistemi güçlendiği için, hücre bölünmesi engellenerek kansere yol açan hücre anarşisine fırsat verilmiyor denmiştir. Ancak son araştırmalar, şifanın doğrudan bal yemede olduğuna işaret etmektedir.

 

Hüseyin ÇETİNSOY

hüseyincetinsoy@hotmail.com

 

Kaynak:http://www.yeniasya.com.tr/huseyin-cetinsoy/baldaki-sifa_345560

 

                        

8
0
0
Yorum Yaz

Tefeyyüzat |  görsel 1