Tefeyyüzat |  görsel 1

09 07 2015

Oruç, şükrün anahtarı hükmündedir!

Peygamberimiz (asm) şöyle duâ ederdi; “Yâ Rabbi! Recep ve Şaban aylarını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına kavuştur.” Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennem’den kurtuluştur. 1

Ramazan ayı rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayı olduğu için mümkün mertebe nefsin şerrinden uzak kalmak, elden geldiği kadar Kur’ân’la, ibadetle, istiğfar ve salâvatla zamanı geçirmek büyük kârdır.

Ramazan-ı Şerif içerisinde Kadir Gecesi’nin de olmasıyla izzet ve şerefi bir kat daha artan mübârek bir aydır. Efendimizin (asm) “Ümmetimin ayıdır” diye buyurduğu iyilik, tövbe ve sabır ayıdır.

Hadis-i Şerifte: “Ramazan geldiğinde Cennet kapıları açılır; Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır. Allah’ü Teâlâ’nın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.”2 buyurmuş.

Ramazan-ı Şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahlardandır. 

Hadis-i Şerifte şöyle buyurulur: “Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazanda ki o bir günkü sevaba kavuşamaz”3

Cenâb-ı Allah (cc) Kur’ân’ı Kerîm’de meâlen şöyle buyurur: “O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, apaçık hidayet delillerini taşıyan ve hak ile batılın arasını ayıran Kur’ân, o ayda indirilmiştir.”4

Âyet-i Kerimenin mealinden anlaşıldığı üzere Kur’ân, Ramazan ayı içerisinde indirilmiş, bu ve daha birçok hikmetlere binaen Cenâb-ı Allah mübarek Ramazan ayını rahmet ayı olarak hediye etmiştir. Ramazan ayındaki oruç İslâmiyet’in beş şartından birincisi hem de en büyüğüdür. Ramazan-ı Şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubudiyetini bildirmektir.

Allah (cc), Rububiyet cihetiyle bütün varlıkları mükemmel bir hâle doğru götürmesi,  her nevi ihtiyaçlarını vermesi ve onları emrine itaat ettirmesidir. Meselâ, oruçlunun gündüzün yemekten menedilmesi, o nimet benim değildir, demesi. Bir emir altında olduğunu anlaması, diğer cihette ise verilen nimetlerin şükrünü ubudiyetle yani ibadetle mukabele etmesidir.

Bediüzzaman Hazretleri, bu mübarek ay için şöyle buyurur: “Ramazan-ı Şerifte her bir harfin on değil, bin ve Âyetü’l-Kürsî gibi âyetlerin her bir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır. Evet, her bir harfi otuz bin bâkî meyveler veren Kur’ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki, milyonlarla o bâkî meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü’minlere kazandırır.”5

Cenâb-ı Hak, hadsiz nimet çeşitlerini insanlar için yaratmış, o nimetlerin fiyatı olarak bizden de şükür istiyor, ona teşekkür etmek, nimetlerin doğrudan doğruya rahmetinden geldiğini bilmek ve o nimetlere kendi ihtiyacımızın olduğunu bilmektir. İşte oruç birçok cihetle şükrün anahtarı hükmünde olduğu bize gösteriyor.

Yâ Rabbi! Ramazan-ı Şerif hürmetine, Müslümanların üzerinde yıllardan beri dönüp duran bu kara bulutları dağıt, savaşlar, katliâmlar artık bitsin, kin, adâvet ve husûmetin yerine;  barış, huzur ve sevgi gelsin. Âmin…

Dipnotlar:

1- İ. Ebiddünya.

2- Buhari.

3- Tirmizi.

4- Bakara, 2. 185.

5- Mektubat, 29. Mek. 7. Nükte

 

Rüstem GARZANLI

rüstem.garzanli@hotmail.com

 

http://www.yeniasya.com.tr/rustem-garzanli/oruc-sukrun-anahtari-hukmundedir_345828

 

                                   

 

                                              

6
0
0
Yorum Yaz

Tefeyyüzat |  görsel 1