Tefeyyüzat |  görsel 1

30 06 2015

“Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır”

             İnsan kendisine verilen bütün bu nimetlere karşı hem fıtrî hem gayrişuurî şükrünü hayvanlarla birlikte yapması yanında kavlî, halî ve şuurlu şükrünü de yapmakla mükelleftir.   Aksi halde bütün kâinatın bütün unsurlarıyla; özellikle dünyanın harika biyoçeşitliliğiyle yaratılıp insanın da halife-i arz olmasının ehemmiyeti inkâr edilmiş olacaktır. Nitekim:       “Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir.” (Mektubat, 28. Mektup)   İnsan bu ikaz ve ölçüye dikkat etmeli, muhteşem bir sofraya dâvet edilen en mükerrem bir mevcud olarak şükrünü tefekkürle, ibadetle, tazim, tespih ve tahmidle taçlandırmalıdır. İçinde bulunmakla bahtiyar olduğumuz mübarek Ramazan ayı ve Ramazan orucu bize lütfedilen ne büyük bir güzelliktir!..      Hüseyin ÇETİNSOY huseyincetinsoy@hotmail.com Yazı linki:http://www.yeniasya.com.tr/huseyin-cetinsoy/sukrun-mikyasi-kanaattir-ve-iktisattir_343930                                      ... Devamı

30 06 2015

Üstündeki ‘Fena’yı Silmek

      Gerek toplum, gerekse fert bazlı yaşantılarda içine düştüğümüzde kolayca çıkamadığımız veya düzeltemediğimiz mevzulardan biri kardeşler arası yaşanan sıkıntılardır.     Bir kelime, bir hareket veya bir bakışla başlayan hadiseler aslında yine bir kelime, hareket veya tebessümle halledilecek iken uzar durur, nefis ve şeytanın da devreye girmesi ile içinden çıkılmaz bir hâl alır. Hele ki bu durum iman kardeşliği ve kardeşleri arasında ise daha bir üzücü olur. Kur’ân’ın, Hadislerin ve Risale-i Nur’un onca uyarısı bazen kulak arkası edilir. Küçük menfaatler ön plana çıkar. Büyük kârlar ve kazançlar elden kaçarken nefsî yetinmeler kişileri tatmin eder. Olmazsa olmazımız olan Uhuvvet, Tesanüd ve Muhabbete en büyük darbe iner.   Halbuki Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Hakim der:   İnneme’l-mü’minûne ihvetün. - Mü’minler ancak kardeştir.1   Kutlu Nebî Peygamberimiz (asm) der:   “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe tam iman etmiş olmazsınız.”    Kur’ân’dan bir Katre olan Risale-i Nur der:      “Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve haset,  hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaîyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.” (Uhuvvet Risalesi)      İşte böyle bir zehire panzehir yukarıdaki satırlarda sunulmuş ve uygulanmayı beklemektedir. Bu zehir ... Devamı

30 06 2015

Tefeyyüzat

Tefeyyüzat |  görsel 1

    Gönlümden yansıyan parıltıları kaleme aldığım enfüsi dairede yazdığım yazılarımın yer aldığı aynı zamanda Yeni Asya gazetesinde hoşuma giden makalelerin ve medyadan seçme yazıların yer aldığı blog sitem.. Said YÜKSEKDAĞ Zooteknist Ziraat Mühendisi www.risaletalimhaber.com www.nurnet.org Devamı

27 06 2015

Nefsimle Bir Muhavere

     Ey nefsim! Ey bedbaht ve gafil nefsim! Nedir bu bitmez bilmek arzuların? Nedir bu kadar istediğin ve istemekten bıkmadığın şeyler? Yetmedi mi sana yirmi üç yıl boyunca tattığın zevali elem olan lezzetler? Daha neyin derdindesin soruyorum sana. Niçin daha da hiç tatmamış gibi aynı lezzetleri istiyorsun be ey bedbaht, gafil, ahmak, kör nefsim! Ne zaman öğreneceksin lezzetlerin geçici olduğunu, ne zaman anlayacaksın bu dünyanın fani olduğunu, keyif sürme yeri olmadığını? Ne zaman kabulleneceksin birgün ölümü tadacağını.   Ey nefsim, senden  “Ölüm mü?” sorusunu duyar gibiyim. Evet! Ölüm dedim sana, ölüm! Ne oldu sana, ölümü duyunca? Korktun değil mi? Korkma ey bedbaht, titre! Bu ne hâl böyle içine sıkıntı mı geldi? Onca tattığın lezzetler acılaştı değil mi? Hiç ölmeyeceğini, sonsuz yaşayacağını sanıyordun hâlbuki değil mi? Senin bu aciz halini gördükten sonra daha iyi anladım Fahri Kâinat’ın (a.s.m) “Lezzetleri acılaştıran ölümü çokça zikrediniz.” hadisinin kudsiyetini.    Bak ve dinle ey kendini layemut zanneden nefsim Rabbimiz ne diyor: ”Her nefis ölümü tadacaktır.” Evet, yanlış duymadın. Sen de gün gelecek tadacaksın adını diline almadığın ölümü. O zaman anlayacaksın işte dünya hayatının nasıl aldatıcı bir yer olduğunu. Sanki “Neden bana ızdırap veriyorsun?” dediğini işitiyorum. Bakıyorum da hemen şikâyete başladın. Yirmi üç yıl zevk û sefa içindeydin be, nedir bu şikâyetin. Azıcık mert ol da ölümün yüzüne erkekçesine bak.    Biliyor musun ey her türlü zevki tatmış nefsim! Bundan sonra seni sevmeyeceğim. Çünk&uum... Devamı

27 06 2015

Aşk Neden Acı Veriyor?

Aşk Neden Acı Veriyor? Aşk… Günümüz insanların bilhassa gençlerin sürekli mevzu bahis ettiği, üzerinde hayaller kurduğu ve kalbin hiç vazgeçemediği bir duygudur aşk. Peki, nedir aşkın tarifi? Bazılarımız insanın karşı cinse duyduğu aşırı sevgidir deyip aşkı dar bir kalıp içinde sıkıştıracak. Aşk sadece karşı cinse duyulan bir sevgi değil, sevdiğiniz tüm mevcudata örneğin paraya, arabaya, sevdiğiniz bir saat ya da kolye ya da giymeye kıyamadığınız bir elbiseye vs. düşkünlüğünüz ve sevginiz de aşktır. Peki ya ehli îman bir insanın Allaha olan aşırı muhabbeti ve peygamberimize (asm) olan sevgisi aşk değil mi? Aşktır, hem de aşkların en güzeli.    Yukarıda mezkûr örneklerden de anlaşılacağı gibi aşk ikiye ayrılıyor: hakîki aşk ve mecâzi aşk. Asıl olan aşk hakiki aşktır yani muhabbetullahtır. Mecâzi aşk ise hakîki aşka giden mecâzi bir köprüdür. Ama ne yazık ki biz mecâzi aşkı hakîki aşkla karıştırıyoruz. Mecâzi aşk nerede, hakîki aşk nerede. İşte bu yüzden insanların özellikle gençlerin baş belası olmuştur bu mecâzi aşk.    “Aşk şiddetli bir muhabbettir.” diyor Bediüzzaman Hazretleri. Demek ki biz neye şiddetli muhabbet ediyorsak ona farkında olarak ya da olmayarak âşık olmuşuzdur. Bazılarınız hadi oradan canım, ben şimdi çok sevdiğim arabama âşık mıyım diye hayret edebilir. Çünkü aşkı sadece mecâzi aşk olarak bilmişiz. Allah insanın mahiyet-i camiasına hadsiz bir istidad-ı muhabbet dercetmiştir. Yani sevdiğimiz mevcudatı sınırı olmadan sonsuz sevebiliyoruz. Hâlbuki sevdiğimiz mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Gençliğimiz ve malımız Allah’a ısmarladık demeyip gittiği gibi. Ama bir türlü kabullenemiyoruz mahbublarımızın günü g... Devamı

Tefeyyüzat |  görsel 1